Sanırım 7. sınıftaydım.Öğretmen her zamanki konudan sıyrılıp bizi toparlamak için farklı konulara daldı.'Cennet nasıl bir yerdir'dedi.Arkadaşım atıldı ve yemyeşil ,kuş cıvıltılarının olduğu bir yerdir, dedi. Sizce böyle düşünmemizin nedeni nedir?Her yerin beton ve araba gürültüleriyle dolu olması nedeniyle bir bıkkınlık mı?Beni ne kadar haklı bulursunuz bilmiyorum ama her yerin beton olması insanı psikolojik olarak etkiliyor. Neyse aslında cennet, bence bambaşka bir yer.Kimi zaman zümrütten evler,kimi zaman burnumda tüten gül kokusu,kimi zaman süper bir şey olsa gerek.Çocuklara göre ise sanırım bol bol abur cubur .Siz ne dersiniz çocuklar?sizce de öyle değil mi?Yaşlılara göre de uzun bir yaşamın vermiş olduğu bıkkınlığın unutulduğu yer olsa gerek? Gerçekten ilginç ve enterasan bir konu?Allah hepimize orada olmayı nasip etsin inşallah!Ayrıca Allah herkese müslüman olmayı nasip etsin derim.Allah hep sizinle olsun,dualarınız kabul olsun!
Kimi zaman eleştirileri kabul etmeyiz .Sinirleniriz biri bizi eleştirdiğinde . ama sorsak eleştirilere açığızdır.Aslında bende bazen böyle olabiliyorum.Hatta kimi zaman eleştirildiğim yerden andan kaçmak istiyorum ve kaçıyorumda.Ama sorarsanız bana ben eleştirilere açığımdır.
Elbette yanlış ben hayatımda emin adımlar atıp ilerleyip büyük mekanlara gelmek istiyorsam eleştirilmeliyim.Sanırım bizi gaza getirende bu cümle.Şahsen ben bu cümleyle yola çıktım.Biraz ilerlemiş olsamda bu konuda hala birkaç eksiklikler var yok değil.Mesela ben yaşlıların beni eleştirilmesinden hiç hoşlanmam.Çünkü ben onlardan daha çok şey bildiğimi düşünürüm.Gerçektende öyle ama bazı konularda geçerli değil bu konu.En basiti onların gün görmüşlüğü daha fazla.Bir olay olduğunda sonucuna daha doğru fikirler yürütebiliyorlar.Ama biz teknik açıdan elbettteki daha bilginiz bu konuda. Siz bir daha düşünün eğer eleştiriliyorsanız sinirlenmeyin.Rahat rahat birşey yokmuş gibi dinleyin sonra sizi eleştiren gerçekten haklı geldiyse size eleştirilen özelliğinizi değiştirmeye çalışın.Bu arada sadece kötü eleştiri olmaz herşeyin iyi bir yönü olduğu gibi eleştirininde iyi olanı var.Ama biz insan olarak iyi özelliklerimizden genellikle bahsedilmesinden hoşlandığımız için bu konuya fazla değinmedim.Ama bunu aklınızdan çıkarmayın.Eleştirinin her türlüsünü dinleyin .Özellikle iyi olanlarını .Çünkü iyi eleştiriler inanın sizi motivasyon edecektir.
İnsanı düşünüyorum .Anlaması zor bir varlık.Diğer varlıklarla karşılaştırmayı deneyince daha iyi anlıyorum bazı şeyleri.Örneğin hayvan, isteği bir kaç lokma yiyecek. Ama insana bakın istekleri bitmiyor.Elbetteki gereksinimlerimiz olacak ama nereye kadar.Dışardan baktığımızda belki birkaç gereksinim ama bunların arkası koyun sürüsü gibi uzayıp gidiyor.Acaba biz mi doymuyormuyuz yoksa nefsimizi mi doyuramıyoruz?
Nefis bir balon gibidir ne kadar beslersen o kadar büyür ve doymak bilmez.Elbette bir süre sonra patlar tabi durduramazsan.
Bir de şu var .En büyük saçmalıklardan bir tanesi benim giydiklerim bana özel başkalarında olmamalı... Ne alaka ki.Senin giydiğin başkasında var diye değerin mi düşecek senin.Yoksa kendine değer mi biçiyorsun?Elbet bir gün kıyamet kopacak ya peki orda ne olacak?Hala bunu mu düşünüyor olacaksın ' Benim giysimin aynısı onda da var diye düşünecekmisin yoksa kurtulmaya mı çalışacaksın' ?
Eğer bunu okuyanların içinde kıyafet sevdalıları varsa yorumlarını bekliyorum.Nedenini sorarsanız ben olmadığım bir şey hakkında başkalarını fazla anlayamam ne kadar anlamaya çalışsam bile.Siz yorumlarınızı yazarsanız belki sizleri daha net olur.Bu arada herkes yorum yazabilirSınırlama yok
Toplandık ARASAT meydanına Mahkeme-i Kübra denilen yerde Getirin buraya, annem-babam şimdi nerede? Şikayet edeceğim bugün onları Rabbime Yetiştirmediler beni İslam terbiyesine göre
Yarabbi! Görmedim annemi seccade başında Zannettim namaz sadece Ramazan'da Başına bir örtü aldı, kırkından sonra Ömrümce kötü örnek oldu, İslam'ı anlatmadı bana
Yarabbi! Babam bayramdan bayrama namaz kılardı Kur-an'ı Kerim duvarda asılı kaldı Oysa ki O hayat nizamıydı,Sayelerinde tozlandı Öğretmediler bana Kur-an'ı Kerimi,benden ayrı kaldı
Yarabbi! 'Küçüksün oruca dayanamazsın.' dediler Sözüm ona bana merhamet ettiler Ağaç yaşken eğilir bilmediler Küçük yüreğime islamıyerleştirmeye gayret etmediler.
Yarabbi! Sınavdan sınava soktular, dünya mevkileri için Demediler Gerçek sınav Allah için Dünyamı yaktılar, Ahiretimi yaktılar için için Azapların büyüğü olsun, dinimi gizleyenler için
Yarabbi! Beni sahte liderlerin arkasından yürüttüler Gerçek liderlerimin adından bile söz etmediler Bugün peygamberimin şefaatinden mahrum ettiler Getirin annemi babamı şimdi neredeler?
Yarabbi! Babam haram-helal demeden getirdi, bizlerde yedik Piyangodan gelen haramlara sevindik Sonunda huzurunda hep iflas ettik Sırtımızdaki günahların altında ezildik Sürünerek buraya geldik
Burası ARASAT MEYDANI anne, burasını hiç düşünmedin mi? Neden Mahkeme-i Kübra'ya hazırlıksız geldiniz? Ben sizin için emanettim,ihanet ettiniz Rabbimin cezasını benden önce siz hakettiniz
Eğer yaptıklarımız yüzümüzde görünseydi aynaya bakamazdık.Bakmaya yüzümüz olmazdı.
Herkesin bildiği gibi toplumda yaşıyoruz.Herkes birbirinden şikayetçibir biçimde birbirlerini eleştirir.Ama aynaya baktığında kendinde o eleştirdiği kişinin özelliklerin kendinde yer aldığını görmeye başlar.Çünkü onu bir kere kınamıştır.Hemen endişeye kapılır ve insanların onu bu özelliğinden dolayı eleştirdiklerini kınadıklarını düşünür.Belki hayatında bazı alışkanlıklarına son verir belki devam eder,tabi kendine yakıştırabiliyorsa...
SİZDE LÜTFEN BUNU OKUDUKTAN SONRA BİR KERE AYNAYA BAKIN EĞER ELEŞTİRDİĞİNİZ KİŞİLERİN ÖZELLİĞİ SİZDE VARSA KENDİNİZE ÇEKİ DÜZEN VERİN.(bence) ÇÜNKÜ ELEŞTİRDİĞİNİZ KİŞİ DE SİZİ BU YÖNÜNÜZLE ELEŞTİREBİLİR. BEN SİZE ELEŞTİRİLERE KAPALI OLUN DEMİYORUM, ELEŞTİRDİĞİNİZ KİŞİNİN ELEŞTİRDİĞİNİZ YÖNÜNÜ KENDİNİZDE YER VERMEYİN.
Bedenimizin temel taşı hücrelerde saniyelerle ölçülen zamanlamayla işlemler gerçekleşir. İzleyeceğiniz video, bu işlemleri çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Hücredeki üretim sistemi, dünyada henüz benzeri tesis edilememiş, son derece ileri teknolojiyle çalışan hayali bir fabrikaya benzer. Bu hayali fabrika, çok sayıda gelişmiş birimlerden oluşur ve her birimde farklı teknolojik ürünler üreten dev bir tesis gibidir. Ürünlerinin bir kısmını kendi iç yapısında kullanır, bir kısmını birbirine monte edip yeni üretim makineleri yapar. Ürettiği ürünlerin bir çoğunu da hammadde ve makina olarak dışarıya gönderir. Üretimde en az sarfiyatı yapıp, en yüksek verimi elde eder. Yeryüzünde hiçbir fabrikanın olamayacağı kadar çevrecidir. Atıklarını kendisi yok edip çevreyi hemen hemen hiç kirletmez. Fabrikadaki üretim ve işletim sistemleri mükemmel olarak dizayn edilmiştir. Yöneticiler, mühendisler, işçiler, kısacası bütün personel, görevlerini en mükemmel şekilde yerine getiren üstün nitelikli robot ve bilgisayarlardan oluşmuştur. Bu bilgisayar ve robotlar ise, benzerlerine ancak bilimkurgu filmlerinde rastlayabileceğimiz düzeyde gelişmişlerdir.
İşte hücredeki üretim de aynı bu hayali fabrikadaki gibi gerçekleşir. Fabrikadaki robotların ve makinaların yerini hücrede, "enzim" adı verilen, özel işlemler için uzmanlaşmış karmaşık yapılı protein molekülleri tutar. Fabrikadaki, bilgileri depolayan ve yönetimi sağlayan bilgisayarlara karşılık hücredeki bilgi ve yönetim, bu konuda uzmanlaşmış, çok sayıda atomların birleşmesinden meydana gelmiş, "DNA" molekülü ile yapılır..
Bazı basit organizmaların insanların tahmin ettiğinden daha zeki oldukları ortaya çıktı. Daha önce rastgele hareket ettikleri düşünülen amip ya da plankton gibi hayvanlar, yemek aramak için planlı adımlar atıyorlar.
NEW JERSEY - Biofizikçiler uzun zamandır farklı boyutlardaki canlıların yemek bulmak için nasıl avlandıklarını açıklamaya çalıştıysalar da, şimdiye kadar bakteri ve amip gibi tek hücreli canlıların bilinçli olarak belli bir yöne hareket etmediği sanılıyordu.
Princeton Üniversitesi bofizikçilerinden Liang Li ve Edward Cox 12 amibin hareketlerini izleyerek, hayvanların bütün dönüşlerini ve ileriye doğru hareketlerini 8 ila 10 saat boyunca kaydettiler.
Deneyin mantığı, bir amibin sağa döndükten hemen sonra tekrar sağa ya da sola dönmesinin yüzde 50 şansı olduğuydu. Bu da amiplerin gelişmemiş bir hafızaya sahip olduklarına işaretti. Fakat amiplerin hareket etmek için farklı bir strateji belirledikleri ortaya çıktı.
Gazetedeki ilanı okuyanadam,hemen verilen adrese gitti.Adamı sorumlu müdürün yanına götürdüler.Müdür: -Biliyorsunuz,verdiğiniz ilanda yaş sınırı 35 diye belirttik. -Biliyorum,ben zaten 40 yaşındayım. -Ayrıca biz iki yabancı dil bilen birini arıyoruz. -Değil iki,ben bir yabancı dil bile bilmiyorum. -Belki siz iktisat mezunu bile değilsiniz! -Siz ne diyorsunuz.Ben ilkokuldan sonra okumadım ki! _Öyleyse siz buraya niçin geldiniz? -Ben işe talip olmadığımı söylemeye geldim.Benden umudunuzu kesin.